Düşün'ü nasıl yaptım: tarihe danışan uygulama
Fikir bir sorudan doğdu: Atatürk karşımda olsaydı ve ona bir soru sorsaydım, nasıl cevap verirdi? Bu soruyu kendime bir akşam sordum; sabah cevabını kodlamaya başlamıştım.
Düşün'ün yaptığı şey basit: meseleni yazıyorsun, 2–3 büyük akıl seçiyorsun; her biri kendi ağzından, kendi hayatından örneklerle, adım adım cevaplıyor. Sun Tzu strateji kuruyor, Mevlânâ kalbe bakıyor, Steve Jobs odak istiyor.
En zor kısım teknoloji değildi; üsluptu. Bir modelin "Atatürk gibi" konuşması kolay, inandırıcı konuşması zor. Her şahsiyet için üslup, dünya görüşü ve hayattan atıf kuralları yazdım; uydurma alıntıyı gerçek gibi sunmayı yasakladım.
Tasarımda dört yön denedim: ferman estetiği, gece meclisi, modern stüdyo ve gazete. Sıcak kâğıt dokusu + editoryal tipografi kazandı; çünkü mesele nostalji değil, okunabilirlik.
Daktilo efekti süs değil: cevabın gözünün önünde yazılıyor olması, karşında biri varmış hissini kuruyor. Aynı sebeple bütün cevaplar birinci tekil şahıs.
Hassas konular için ayrı bir kural seti var: sağlık, hukuk, kriz… Uygulama bilgelik verir, tedavi vermez; adımlardan biri her zaman profesyonel destek almaktır.
Her cevap kart olarak indirilebiliyor ve kartın altında enesdemirel.com/dusun yazıyor. Her paylaşım yeni bir soru getiriyor — işin büyüme motoru bu.
Sırada: daha fazla şahsiyet, İngilizce sürüm ve soruların tema haritası.
Bilgi artık herkesin elinde. Düşün, benim "uygulamak" kelimesine verdiğim ilk cevap.